15 Nisan 2009 Çarşamba

Bahara İnat

Bahara inat yaptığım bol siyahlı kolyelerim, gerçi bir sürü renkli şeylerde var yeni yaptıklarım arasında ama resimlediklerim bunlar bugünün kısmetine.

19 Mart 2009 Perşembe

BEREKET ELLİ ÇANTAM


Bereket ellerini çok sevdiğim için sanırım "algıda seçicilik" olsa gerek, nerede bu şekli görsem hemen incelemeye başlıyorum.
En son 1-2 yıldır moda olan yağmur çizmelerinin üstünde gördüm, Gülben Ergen giymişti, bir gazetenin ekinde görmüştüm, hatta Gülben Ergen'e mail atıp sormayı bile düşündüm nereden aldığını, gerçekten çok hoşuma gitmişti.
Geçenlerde de Rexonna,Reward'ın yeni reklamında yine Gülben Ergen'in kullandığı postacı çantası dikkatimi çekti, üstünde kocaman işlemeli bir bereket eli vardı.
Çantaya bakarken aklıma geçen yıl Coll'un erkek reyonundan aldığım kahve renkli postacı çantam geldi, biraz kullandım ama sonra soğudum çantadan, tekrar kullanmak için birşeyler yapma fikri ile reklamda gördüğüm model birleşince bu çıktı ortaya.
İlk önce kalınca bir karton ile el şeklini çıkardım, sonra bunu şablon olarak kullanarak açık kahve renkli keçeden motifi kestim, üstüne elimde bulunan ne varsa dikmeye çalıştım:) En son keçeyi dikiş misinası ile çantanın üstüne diktim.
Gülben Ergen'in çantası kadar güzel olmasa da 2 gündür kullanıyorum, çok sevdim.

17 Mart 2009 Salı

"En İyi Blogspotlar" ile ilgili Bir Haber

Sabah Gazetesi'nin Cuma ekinde geçen hafta "En İyi Blogspotlar" başlıklı bir yazı varmış. İlgilenen olursa ilgili link burada. Hiç takip etmediğim sayfalar ama beğenildiğine göre bakmakta fayda var.

2 Arada 1 Derede Yaptıklarım:)

Bir zamanlar çevik, atılgan biri olarak ben, neredeyse hergün sayfamı yenilerdim, şimdi gerçekten zaman bulamıyorum, iş saatlerinde kafamı kaşımaya vaktim olmuyor nedense bu aralar, geçecek inşallah geçecek. Yine de uykudan çaldığım zamanlarda birşeyler yapmaya çalışıyorum.
Keçe tokaların bazılarını internetten bulduğum çiçek şablonları ile yaptım, internet, hobiler için derya, deniz gerçekten, ne ararsanız bulunabiliyor.


Eminim boncukla biraz ilgilenen herkeste bu renkli kum boncuklardan muhakkak vardır, ne yapacağımı bilmeden renklerine bayılıp o kadar çok almışım ki. Tek kalmış büyük boy boncuklarla karıştırıp böyle bir şey çıkardım ortaya. Diğeri de yeşil boncukları tüketmek için yaptığım kolyem. Her iki kolyede satıldı geçen hafta.


Hergün sayfasını yenileyen arkadaşlarım, size çok özeniyorum, bende zaman istiyorum daha zevk aldığım şeyler için, yaptıklarımı paylaşabilmek için...





26 Şubat 2009 Perşembe

Tığişi Yeleğim 1

Yaklaşık 2 yıldır ne yapacağıma karar veremeden bir sürü kare motifler yapmıştım, ilk önce çanta sonra örtü derken en sonunda yelek oldu motiflerden. Toplam 74 motif ile yaptım bu yeleği. Aşağıya doğru hafif çan görüntüsü verebilmek için farklı tığlarla ördüm. Hangi sırayı kaç numara ile ördüğümü 3. resimde görebilirsiniz.


Sırada bekleyen bir tane daha yelek var, eskiden hiç sevmezdim yelekleri, demode bulurdum ama İstanbul'da kışlar hafif geçmeye başladığı için ya da tüm gün ofiste bana çok sıcak geldiği için yelekler, gömlek ve tshirt üstüne çok kullanışlı olmaya başladı.

17 Şubat 2009 Salı

Kokluyorum, Öyleyse Varım

Dün Nazo'nun Coco Chanel ile ilgili linkini görünce incik boncuktan sonra ikinci takıntım olan parfümlerle ilgili bu zamana kadar birşey yazmadığımı farkettim.
Ortaokuldan beri hergün walkman dinlemekten olduğu düşündüğüm %30'luk duyu kaybım var benim, idare ediyorum günlük hayatta ama çok kısık sesleri hayatta duymam, gözlerde bozuktu, 9 yıl önce lazer ile düzelttirdim, tüm bu arazlardan dolayı burnum yüklenmiş görevi, en son sınırda çalışıyor garibim, koklayarak yaşıyorum bir nevi, tüm anılarım koku hafızamın çevresinde dönüyor.


İşe gelince kimin geldiğini kokulardan anlayabiliyorum mesela, bu sadece parfüm değil, insanların kendi kokuları içinde bir hafızam var bazen çok gerekli olduğunu düşünmesemde:)


Anılarım tanıdık kokularla birleşince o anları tekrar yaşıyormuş gibi hissediyorum, tüm ince ayrıntıları bile hatırlıyorum. Dune, Poison, Samsara, Blue Jeans, Byzance, CK One, L'eau D'Issey, Narcisse, Sun kokladığımda ya da kokusunu aldığımda beni çok mutlu eden parfümler.


Çok uzun yıllar hep aynı parfümü kullanan kadınlara hep özeniyorum, ben bir türlü beceremedim, birini sıkınca aklım diğerinde kalıyor, her banyodan sonra parfüm değiştiriyorum ben moduma göre. Avrupa Yakası'nda Şahika "en az 8 parfümün olacak, moduna göre değiştireceksin" diyordu, aynen o hesap.
Şimdilerde kulladığım parfümleri akşam resimledim, bu arada bunlar orjinal olanlar, en az bir bu kadar daha D&P,
Sansiro ve İksir'den alınmış doldurma parfümün var, onları resimlemedim, doldurma parfümlerin bazıları gerçekten çok güzel oluyor. Evime çok yakın oldukları için çok sık uğrayıp kalite kontrol yapıyorum bu açık parfümcülerde.
Birde parfümleri buzdolabında saklamak gibi bir huyum var, sebzeliğin yarısı parfümle dolu.
Eminönü'nde Güvener Pasajı'nda tester satan Ata Parfümeri var. Türkiye'de bulamadığınız bir çok parfümü çok uygun fiyatlarla orada bulabilirsiniz. Internetten satışta yapıyor.
Bu kadar çok link vermişken birde koku ilgili okuduğum 2 kitabın linkini de ekledim, eski kitaplar, mutlaka duymuşsunuzdur ama tekrar tekrar okunabilirler, Parfümün Dansı ve Koku.


Son olarak dün akşam Collezione'a uğradım, bu bahar için çıkardıkları bir parfüm var, El Dino, çok güzel kokuyor ayrıca harika bir şişe yapmışlar ve çok kalıcı, eğer asla böyle parfüm kullanmam diyorsanız tüm marka parfüm birleşimlerinin şişe başına 10 USD'yi geçmeyen maliyetlerle üretildiğini, fiyatların bu kadar yüksek olma sebebinin şişe, ambalaj ve reklam giderleri olduğunu lütfen unutmayın.

9 Şubat 2009 Pazartesi

Mimim ve Yeni Takılarım

3prenses beni mimlemişti 25 Ocak'da ve ben şimdi yazabiliyorum yuhhh bana.


1.) Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.

2.) 161. sayfayı açın.

3.) 5. cümleyi okuyun.

4. )Blok sayfasına yazın.


Yolda okuduğum kitabım, çantamda duruyor,
Ece Temelkuran, Ağrı'nın Derinliği, şu an ofiste olduğum için en yakın kitap bu. 161. sayfa ve 5. cümle: Ama Türkler, Ermenileri yok etmek için tehcir ettiler (oyyyyyy hassas konular ama 5. cümle bu işteeeee).


En son yaptıklarımı da seri halinde ekledim. Muska yapıyorum arkadaşlar, kem göze, kötü elektriğe karşı, şaka şaka, dergi kağıtlarını üçgen katlayıp üstünü kumaş kapladım sadece. Kumaşlar eski bir hint işi yastığın parçalarından.


Bileklikleri de lastikli misinaya geçirdim, hepsini birden takınca şık durdu kolumda.


Malzemeler: Aylin Bijuteri ve Marputçular Çarşısı.


Güldem çanta ile ilgili ayrıntı istemişti.


Daireler için 6 zincir çektim kapattım, 6 zincirlik halkanın üstüne 16 trabzan yaptım. Her sırada 16 trabzan ekledim. Yani 1. sıra 16, 2. sıra 32, 3. sıra 48, 4. sıra 64 şeklinde ilerliyor. Daireyi 18 sıranın sonunda bitirdim.


Kareler için yine 6 zincir çektim kapattım, 6 zincirlik halkanın üstüne 3 trabzan, 3 zincir yaptım bu işlemi 4 kez tekrar edince bir kare elde ediliyor zaten "Hanım Dilendi, Bey Beğendi"modelinin başlangıcını tarif ettim. Kareler içinde 18 sıra yaptım.


Ne kadar açık oldu bilmiyorum ama çizip anlatmak lazım belki de. Zamanım olursa onu da yapmaya çalışacağım...


22 Ocak 2009 Perşembe

Tığ İşi Çantam

Benzer bir çantayı Kasım ayının sonunda Zara'da görmüştüm, biraz daha küçük, kol çantasıydı. Almak için heveslendim birden, sonra hem küçük olması, hemde 100tl'e yakın fiyatı görünce "kendim yaparım yahu" diyerek çaktırmadan resimlerini çektim. 2 aydır ha oldu, ha olacak, dün akşam bitti sonunda.
Anlaşılabilmesi için dikmeden önce yaptığım parçaların fotolarını da ekledim. 2 adet yuvarlak, 3 adet kareyi birleştirerek bir silindir oluşturuluyor.
İçini çekmeyi unutmuşum ama çok ince kot kumaşı da astar olarak kullandım. Astarı da yine 1-2 santim geniş tutarak silindir şeklinde diktim.
Eskimiş bir çantanın askısını da postacı çantama taktım. Askının koyu kahve rengi bütünlüğü bozmasın diye derici bir arkadaşımdan topladığım deri parçalarından yaptığım püskülleri de sallandırıverdim. Püskülleri sık iğne ile yaptığım kukuletaların içine oturttum ama bali ile yapıştırdığım için etraflarında biraz leke oldu, o kadar özür olsun artık diyerek görmemeye çalışıyorum.
Tam istediğim gibi salaş ve kocaman bir görüntüsü oldu, bugün itibariyle kullanmaya başladım, tek korkum tüylenmesi, örgü olduğu için böyle bir olasılık var ama inşallah olmaz.


Ekleme:Evde olan yünler vardı, bende biraz yün aldım,astarlık kumaş, çarşamba pazarından, 2tl falandı, toplam 6-7 tl'ye falan mal oldu, kalan iplerle, astarlık kumaşla 2-3 tane daha çanta çıkar bu arada. Haydins'cim, manevi tatmin en mutlu tarafı, sizin güzel yorumlarınız, valla çok mutlu oluyorum, çok sağolun.


14 Ocak 2009 Çarşamba

Bereket Elli Bileklikler




Bereket eli sevdam yine depreşti. Bu dökümleri görünce dayanamayıp aldım Ordan Burdan Hayattan ile buluştuğumuzda. Elleri Kadıköy'deki Sewen Boncuk'dan aldım, enfes dökümler var ama fiyatlar Eminönü ile kıyaslayınca biraz fazla. İlgilenen olursa adres verebilirim.


İyi midir, kötü müdür bilmiyorum ama İstanbul, İngiltere gibi oldu. Hava hep kapalı, bulutlu, sisli. Birde kömür meselesi ile ilgili benim çalıştığım yerde (Silahtarağa-Eyüp) hava gerçekten içler acısı. Akşamları iş çıkışı nefes alınmıyor. İstanbul'un bu halleri beni çok üzüyor. Teoman'ın şarkısı geliyor aklıma,

İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış,
Biraz kilo almış,
Ağlamış yine, rimelleri akıyor.
Daha önce eklediğim keçe kuşlarla yaptığım sarkıt süslerim ile ilgili Hadiye nasıl yaptığımı sormuş. Keçeleri Tire/İzmir'den almıştım. Kuş şekilleri kesip başka bir renk keçeden kanat ekledim üstlerine, kum boncukla da göz yaptım. Daha sağlam olması için 2 sıra 0,50'lik misinaya çok küçük olmayan boncukları rastgele dizdim, boncukların arasına, belirli aralıklarla keçe kuşları yerleştirdim, misinayı yorgan iğnesi ile kuşların içinden geçirdim. Misinaların uç kısımlarına da örgü yünlerinden püsküller yaptım. Resmi büyütünce daha iyi görünüyordur diye umuyorum, anlatma konusunda çok başarılı değilim galiba:))))

3 Ocak 2009 Cumartesi

Araklama Kolyem ve 20 Soruluk Mimim

Çarşamba gününden beri evdeyim, evde oturmak güzel şey. Evde olmayı çok özlemişim, çok iyi geldi. Bir sürü yarım kalan işimle uğraşırken bir takı dergisinde gördüğüm bu kolyeyi yaptım arada. Arak bir kolye, fikir benden değil, dergide gördüğümün aynısı değil ama çok benzerini yaptım. Emeğe saygım sonsuz o yüzden ben yaptım demek yanlış olur.
Ayrıca sevgili Leyya tarafından mimlenmişim, 20 soruya cevabım aşağıda:)

En sevdiğim kelime: Yaradanım

En nefret ettiğim kelime: Nefret

Beni ne heyecanlandırır:Kızımın öğrendikleri, başardıkları ve boncuklarım

Heyecanımı ne öldürür: Negatif elektrik

En sevdiğim ses: Para sesi!!! Şaka, şaka, kızımın sabahları karga gibi olan sesi ve o sesle "günaydın annecim" demesi. (Para sesini de severim ama ilk sıralarda değil:)))

En sevmediğim ses: Trafikteki tüm sesler, Allahtan işyerim ile evin arası 10 dakika ve ben arabayı garajdan bile çıkarma zahmetinde bulunmadan rahat rahat gidiyorum işime.

Hangi mesleği yapmak isterdim: Heykeltraş olmak isterdim, kızımın haberi yok ama şimdi onun için böyle bir hayalim var, isterse tabi:)

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdin: Bu soru bunu kapsar mı bilmiyorum ama uçabilmek isterdim.

Kendin olmasan kim olmak isterdin: Kendimden çok memnunum, yerinde olmak istediğim kimse yok aslında, isimde yok bu yüzden aklımda ama gerçekten güzel başarı hikayeleri olan, anne babasının parasıyla değil, aklıyla, azmiyle, doğru yollardan biryerlere gelen herkese hayranım.

Kahramanım: 2 kişi var yazmadan edemem, Peygamber Efendimiz ve Fatih Sultan Mehmet

Nerede yaşamak isterdim: İstanbul'da olmaktan memnunum, Fatih'de olmaktan daha memnunum çünkü heryere çok yakın ama şehrin göbeğinde olup kocaman bahçesi olan bir ev hayalim var, toprakla uğraşmayı severim çünkü.

En önemli kusurum: Maymun iştahlıyım, kolay sıkılırım.

En keyif veren huy:Ayrıntıcılık

En sevdiğim küfür:E.eşşek, en kibarını yazayım diğerleri olmaz şimdi:)

Şu anki ruh halim: Bizimkiler kalkacak, kahvaltı hazırlamam lazım o yüzden hafiften stres oldum.

Hayat felsefem: Hakkımda ne düşünüyorsan Allah sana iki katını versin:)

Mutluluk Rüyam: Uçmak

Mutsuzluk: Kızımla ilgili olumsuz ne olursa benim üzüntü kaynağım

Nasıl ölmek isterim: Babam gibi, aniden, hiç yatmadan, gülerken, huzurla.

Cennet kapısında ne duymak isterim: Allah tarafından kapılarda karşılanacak bir kul değilim elbet ama hiç kul hakkı yemediğim için orada olduğumu duymak ne güzel olurdu.
Kabul ederlerse bende Nazo ve Ordan Burdan Hayattan'ı mimliyorum.