Pazardaki 5 tl'lik çantacıdan aldığım portföyleri süsledim. Yeşil olanın üstündekileri yine pazarda satılan "3 parçası 1tl" olan kurdelacıdan topladıklarımla yaptım. Beyaz olanın üstündekileri Lacheen'in sayfasında gördüğüm gülleri biraz değiştirerek, ortalarına inci boncuk işleyerek yaptım. Yeşil yapraklar babaannemin yapma güllerinden, bu akşam iftarda biraz daha aşırmam lazım, Allahım sen affet.
6 Eylül 2009 Pazar
28 Haziran 2009 Pazar
Tam Düğünlük
Takıyla ilgili neredeyse tüm sayfalarda, özellikle Etsy'de benzer kolyeler var, çok fazla gördüklerimin etkisinde kalarak yaptım bu kolyeleri, biraz abartılı olsa da düz tshirtlerin üstünde bence gayet iyi duracaklar.
Malzemelerin hepsi evde olanlar; perde parçaları, polimerden yaptığım çiçekler, kullanmadığım metal parçaları,tığişi motifler. Küçük parçaları dikerek, büyük parçaları "her evin ihtiyacı" silikon tabancam ile sabitledim, ilk önce keçe üzerine yerleştirdim hepsini, keçe kaşıntı yapmasın diye en alt kısma deri koydum, bu aralar düğün olursa kesin kullanacağım.



23 Haziran 2009 Salı
Blog Hayata Döndüm Galiba...
Yorgunum çok yorgunum, iş derken, Kayra derken, ev derken, zaman bulamıyorum yaptıklarımı resimleyip sergilemeye, bu kadar yoğunluk arasında yine birşeyler yapıyorum yapmasına ama fotolayıp sonra picnik.com'da şekle sokup birkaç kelam ile size sunmak kısmına vakit bulamıyorum.
Neyse dert yanmayı kısa geçip asıl meseleye geleyim.
Bu çanta Eminönü'nde çuval ve benzeri ürünler satan bir mağazadan alınan rafya ipleri ile yapıldı, toplam 4 bobin pembe rafya kullandım, yaklaşık 3 haftada bitirdim, belki daha kolay bir ip ile örülseydi bu kadar uzun sürmezdi ama inat ettim ve bitirdim, elimde yaralar falan açıldı o kadar sert bir ip ama biter bitmez Muya'dan aldığım çakma Birkenstock pembe terliklerim ile büyük uyum göstererek kullanılmaya başlandı tarafımdan.



Bu da anası ağlamış, çok kullanılmış, darbeli, bakımsız kadın parmakları, üstünde oynama bile yapmadım fotonun, isteyen istediği yerde kullansın bu fotoyu, ne işine yararsa artık:)))

27 Mayıs 2009 Çarşamba
29 Nisan 2009 Çarşamba
GAP Turu: Mardin 2
Yılandan çok korkan babaannem ne zaman yeşillik bir alana girse hep"Şahmeranın başı için" der. Küçükken ne olduğunu anlamadığım birşey olan şahmaran, Türkan Şoray'ın "Şahmaran" filmi ile hayat bulmuştu. Anadolu'da bununla ilgili bir figür olduğunu biliyordum ama ayrıntılarını hiç araştırmamıştım. Mardin'de otelin tam karşısında bu sanatla geçinen bir aile ile tanıştık, Hasan Usta(insan bir resmini çekmez mi ustanın, sohbetten resimi çekmeyi unuttum valla) sanatı gibi kendisi de koruma altına alınması gereken insanlardan, içten, candan, bizi öyle güzel karşıladı ki, dükkanda müşteri değil, misafir gibi ağırladı. Hiç duyurulmasa da Nisan başında Kaliforniya'da Anadolu Sanatları sergisine katıldığını, çok rağbet gördüğünü, çok meraklısı olduğunu anlattı, o anlattıkça ben sevindim, yaptığı işe aşık insanlar beni duygulandırıyor, hemen gözlerim doluyor.



Mar Behnam Kilisesi,


Mardin Müzesi,
Kahve sevmeyen ben mırranın ve mırra içme rituelinin hastası oldum,

Dikkat!!!! Hem at, hem eşşek tepebilir.






Benim için Mardin'deki en güzel süpriz, sokak aralarında gezerken karşıma çıktı, çat kapı özgürlüğümüzü kullanarak daldık atölyeye ve bana göre dünya güzeli Cemil İpekçi ile karşılaştık, uzun uzun neler yaptığını anlattı, kadınlar için, çocuklar için... Seviyorum bu adamı, hep diyorum dünya bu kadar çeşit olduğu için güzel, Mevlevi bir arkadaşım der bu sözü, çok severim "Allah çeşidi sever". Cemil İpekçi'de atölyede bin çeşit insan ile harıl harıl çalışıyordu.

Haftaya devammmmm, bayılana kadar Güneydoğu:)
Mar Behnam Kilisesi,
Mardin Müzesi,
Dikkat!!!! Hem at, hem eşşek tepebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




