









Yılandan çok korkan babaannem ne zaman yeşillik bir alana girse hep"Şahmeranın başı için" der. Küçükken ne olduğunu anlamadığım birşey olan şahmaran, Türkan Şoray'ın "Şahmaran" filmi ile hayat bulmuştu. Anadolu'da bununla ilgili bir figür olduğunu biliyordum ama ayrıntılarını hiç araştırmamıştım. Mardin'de otelin tam karşısında bu sanatla geçinen bir aile ile tanıştık, Hasan Usta(insan bir resmini çekmez mi ustanın, sohbetten resimi çekmeyi unuttum valla) sanatı gibi kendisi de koruma altına alınması gereken insanlardan, içten, candan, bizi öyle güzel karşıladı ki, dükkanda müşteri değil, misafir gibi ağırladı. Hiç duyurulmasa da Nisan başında Kaliforniya'da Anadolu Sanatları sergisine katıldığını, çok rağbet gördüğünü, çok meraklısı olduğunu anlattı, o anlattıkça ben sevindim, yaptığı işe aşık insanlar beni duygulandırıyor, hemen gözlerim doluyor.
Mar Behnam Kilisesi,
Mardin Müzesi,
Kahve sevmeyen ben mırranın ve mırra içme rituelinin hastası oldum,
Dikkat!!!! Hem at, hem eşşek tepebilir.
Benim için Mardin'deki en güzel süpriz, sokak aralarında gezerken karşıma çıktı, çat kapı özgürlüğümüzü kullanarak daldık atölyeye ve bana göre dünya güzeli Cemil İpekçi ile karşılaştık, uzun uzun neler yaptığını anlattı, kadınlar için, çocuklar için... Seviyorum bu adamı, hep diyorum dünya bu kadar çeşit olduğu için güzel, Mevlevi bir arkadaşım der bu sözü, çok severim "Allah çeşidi sever". Cemil İpekçi'de atölyede bin çeşit insan ile harıl harıl çalışıyordu.
Haftaya devammmmm, bayılana kadar Güneydoğu:)
Resimlerde görüp çok merak ettiğim yerlerden biriydi Mardin. Gerçekten ince ince işlenmiş, ayrıntılarda kaybolmuş bir şehir bence. Kendimi taş işlemelere bakmaktan alamadım. İnsanlar ömür vermişler ayrıntılar için, biz herşeyi bu kadar hızlı tüketirken bu görüntüler zamanı biraz yavaşlattı, sakinleştirdi.







Kaldığımız otel Mardin'in nüfuslu ailelerinden Ensari'lere ait Erdoba, Selçuklu Konağı idi. Odanın heryeri taş oymaydı ama biraz "görüntü var, ses yok" gibiydi, eksiklikleri dile getirince asabi otel müdürü ortamı biraz gerdi ama yine de ben çok beğendim.




Mardin'den ortaya karışık,




Yarın: Mardin'e devam, Mardin bir postla biter mi hiç?
Ne zamandır yapmak istediğim GAP turunu geçen hafta gerçekleştirdim sonunda.Eşimle, çalıştığım üniversitenin Tarih Bölümü öğrencilerinin peşine takılarak 8 gün boyunca Şanlıurfa, Mardin, Midyat, Diyarbakır, Hasankeyf, Halfeti, Gaziantep'i karış karış gezdik. Bugün Şanlıurfa ile başlıyorum, yaklaşık 1000 adet resim çektiğim için hepsi bir anda paylaşılacak gibi değil çünkü.
Şanlıurfa denince akla ilk gelenlerden, Balıklı Göl;
Bahara inat yaptığım bol siyahlı kolyelerim, gerçi bir sürü renkli şeylerde var yeni yaptıklarım arasında ama resimlediklerim bunlar bugünün kısmetine.